Yazı Detayı
16 Haziran 2019 - Pazar 00:18
 
Yarınlarına pranga vuranlar
ONUR GÜLER
 
 

Eskiye nazaran huzurun yok olduğu, mutsuzluğun had safhaya ulaştığı bu çağda genç olmak, kapitalist sistemin egemen olduğu bir dünyada yaşamak oldukça zor oluyor, ben ve benim gibi bu ülkenin gençleri için. Neden?

Teknolojinin bizlere huzur getirdiği kanaati, insanın ayaklarına vurulmuş bir pranga. Evet, teknoloji bizlere bir rahatlık, bir konfor getirdi; lakin bizi düşünmekten, hassas olmaktan, empati kurmaktan yoksun bireyler haline de getirdi. Bu durum, ekseriyette bireylerden çıkıp topluma yansıyınca, mutsuzluk ve huzursuzluk kaçınılmaz bir hal aldı.

Türkiye'de gençler neden mutsuz? Bunu düşünenlerin sayısı oldukça az.

Türkiye'de gençlerin gelecek kaygısı var mı? Varsa niçin? Hiç kimsenin umrunda bile değil.

Neden gençler meslek sahibi olamayınca bunalıma giriyor, neden intihar ediyor sorgulayan yok. Zaten bir şeyleri sorgulamaya başladığın an sana 'deli' diye bakılıyor ve ötekileştiriliyorsun. Toplumun aydınları, bunun farkında olsa bile herhangi bir gayret içerisinde bulunmuyorlar. Snelmann'ın Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli kitabında ''Kendi aydınlarına sahip olmayan toplumlar ne bedbaht toplumlardır.'' diye bir söz dikkatimi çekmişti. Bu memleketin geleceğini tayin edecek nesillerin dertlerini kendilerine dert edinmeyenler, bu toplumun içerisinde yaşasalar bile bu toplumun aydınları, bu toplumun bir parçası olamazlar, olmaya layık da değillerdir kanaatimce.

Bireysel düşünme, bizim bencilce düşüncelerimizin önündeki seti kaldırmış, insanlar haksız da olsa bir şeyler elde etme pahasına mücadele içerisine girmişlerdir. Bu gaye, liyakati ortadan kaldırmış yerini sadakate bırakmıştır. Bu sözlerimi düşünerek, sorgulayarak okumanızı istirham ediyorum, bilinmelidir ki kendi gençlerine sırtını dönen toplumlar, geleceğini çöpe atmış, aydınlık günlerini karanlıklara hapsetmiştir. Evet gençler mutsuz, bunun tek sebebi siyaset değildir, bunun birçok sebebi vardır.

Ailelerin etkisi vardır, sosyal çevrenin etkisi vardır, sosyal medyanın etkisi vardır ve siyasetinde doğrudan veya dolaylı yoldan tesiri vardır. Bu çağ genel itibariyle umutsuzlukların yer aldığı, huzursuzlukların barındığı bir çağ iken, biz bunların yanına birde gelecek kaygısını ekliyoruz.

Şimdi gençler neden mutsuz bunun birkaç sebebine değinmekte fayda görüyor ve kendimin de bir genç olduğunu belirtmek istiyorum. Üniversite dahil ortalama 16 yıl okuyorsunuz, ömrünüzün en güzel çağlarını eğitim diyerek dayatılan baskıya feda ediyorsunuz.  Eğitim okul demek değildir; eğitim sadece duvarları olan bir beton yığını hiç değildir. Eğitim, okumanın olduğu bilginin, fikri münakaşaların olduğu yerdir. Peki bu nasıl baskı? Geçtiğimiz günlerde lise öğrencisi bir kız intihar ediyor. İddiaya göre, ailesi başarısız olursan seni evlendiririz diyor. Aile faktörü burada devreye giriyor bir kere. Daha sonra başarısız olursan sınıfta öğretmenin seni ötekileştiriyor, sırf tembel olduğun için en arka sıralara oturuyorsun. Akrabaların tarafından tenkit ediliyor, çevren tarafından alaya alınıyorsun ve bir suçlu aramaya başlıyorsun. Bu suçu kendine yüklemeye başlayınca stres kaçınılmaz oluyor. Sözlerimi çok uzatmak istemiyorum aslında ama 16 yılı öyle veya böyle stresler yığını altında bitiriyorsun ve tek beklentin bir işe girmek, hayallerini gerçekleştirmek oluyor. Ailenin sana olan beklentisini karşılamak diyebiliriz buna da. O bile büyük bir üzüntü sebebi; çünkü ya o beklentiyi karşılayamazsam endişesi, gençleri bunalıma hatta intihara kadar sürükleyebiliyor.

 Zaten kısa ömrümüzün en güzel çağları birilerinin beklentilerini karşılayarak geçirmekten heba oluyor. Peki biz kimden neyi bekleyeceğiz?

Bizde mi ileride çocuklarımıza bu şekilde yaklaşacağız? Halbuki biz, gençlere ''Doktor ol, avukat ol, öğretmen ol, gazeteci ol'' demek yerine ''iyi bir insan ol ve mutlu ol'' demeliyiz. Hem daha iyi gençler hem daha mutlu gençler yetiştirebiliriz. Hedefimiz bu olmalı. Bireyler, toplumun bir parçasıdır, toplumu oluşturan mihenk taşıdır. Mutsuzluğun olduğu ülkede, cinayetler, tecavüzler, haksızlıklar, torpiller, rüşvetler bitmez. Bugün işsizlik verilerine baktım; 14,7 seviyesinde, açlık sınırına baktım 2.124 TL olmuş vaziyette. Eğer mutsuz bir toplumsak, bu işsizlikten değil; gençlere olan beklentimizi artırmamızdan, onları anlamıyor olmamızdan ve onlara güvenmiyor , fikirlerinin nazarımızca kıymeti harbiyesi olmamasından dolayıdır. Hani o kaale bile almadığımız gençler var ya? İşte onlar girdikleri depresyondan çıkamayıp intihar ediyor. Ömürlerinin baharında, sanki bir kış uykusuna girermiş gibi ebediyete intikal ediyorlar.

Ekonomi bugün kötüyse yarın düzelir ama ülkenin geleceği olan gençler mutsuzsa, yarınlar bize aydınlık günler getirmez; bunun tesirini yıllar sonra yaşarız.

Bende bir gencim, yazımı buraya kadar okuduysanız düşüncelerimin sizlerin nazarında bir kıymeti olsun lütfen.

Ben sözlerimi birkaç düşünürün kelamıyla bitirmek istiyorum;

"Gençliğin ruhunu işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada ısırgan ve dikenler yetişir."

Snellman

"Gençlerin yetişmesine önem veriniz; çünkü bu yolda en küçük ihmal ülkenin yapısını ve geleceğini yok eder."

Aristoteles

 

 

Onur GÜLER

 
Etiketler: türkiye, ekonomi, aristoteles, snellman
Yorumlar
Haber Yazılımı