Yazı Detayı
25 Mayıs 2020 - Pazartesi 14:16
 
Tek Kişilik Konserim, 19 Mayıs ve Şeker Bayramı
SÜLEYMAN ÖZEROL
 
 

23 Mayıs 2020, Cumartesi…

Küçük oğlum Yazar’ın önceki gün geldiğinde iyi bir düzen verdiği, Adil Tatar’ın yaptığı otuz beş yıllık yaprak bağlamamı alıp Hürriyet Caddesine bakan balkona çıktım. Düzeni yine de gözden geçirip çalıp söylemeye başladım.

Aklıma ilk gelen ne oldu biliyor musunuz?

Kör Kader’ türküsü…

Gide gide yollar senden usandım

Ayağıma diken battı gül sandım

Ben de seni bir vefası yar sandım

İşin gücün düzen imiş nazlı yar

İnsanlar nedense hep olumsuzlukları kadere yüklüyorlar. Arguvan yöresi uzun havalarda buna çok rastlarız.

Arada bir dörtlük okudum Himmet Babadan. 

Vakti seherde

Açılır perde

Düştüğüm yerde

Derman sendedir

‘Sen’ derken kimi kastetti acaba Himmet Dede?

Yeniden Arguvan’a döndüm.

Kırmızı güllerin sarı tohumu

Yayla yüksek alamadım uykumu

Eğer gurbet ele gider dönmezsem

Esen rüzgârdan alan kokumu

Özlemini esen rüzgârla gidermek nasıl bir şey?

Çalıp söyledim ama oldukça zorlandım. Uzun süredir bağlama elime almadığımdan parmaklarım ve ses tellerim tembelleşmiş olmalı…

Yöremizde yaşanan acı bir olay üzerine yakılan ağıttan iki dörtlük çalıp söyleyerek kendime verdiğim konseri tanımladım.

Sabahtan kalktım da sızılar dağlar

O gelin başına karalar bağlar

Herkes sevdiğini pınarda eğler

Pınara da benim yarım pınara

 

19 Mayıs Üzerine

Geçen hafta 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı üzerine bazı konulardan söz etmeliyim.

19 Mayıs 2020 tarihinde Türkiye Büyük millet meclisi çatısı altında bulunan bazı milletvekilleri o çatının oluşmasını sağlayan hareketin başlangıcını simgeleyen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutlayacaklarına bir inancın konusunu kutluyorlardı. Facebook sayfamda iletilerini istemediğimi belirttim.

Her neyse...

Gelelim diğer konulara...

Bakmayın böyle davrandıklarına...

O kadar cumhuriyetçiler ki; 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramına 19 Mayıs Cumhuriyet Bayramı diye biliyorlar...

O kadar çok ulusalcılar ki; 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramına 19 Mayıs Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı diyebiliyorlar...

O kadar çok dindarlar ki; her konuda dinin sırtına binebiliyor, Kur’an-ı Kerim yapraklarını mızrakların ucuna taktıran Muaviye gibi zincirleyebiliyor, ellerine alıp sallayabiliyorlar...

O kadar çok demokratlar ki, kendilerine oy verenlerin dışındakilere yaşam hakkı bile tanımak istemiyor, her türlü ağır sözü söyleyebiliyor, söyleyenleri de ödüllendirebiliyorlar...

O kadar çok adiller ki; birilerine ‘2 bin lira ücret çok’ derken, kendilerine bunun 40-50 katı maaşı layık gören kararlara imza da atabiliyorlar…

O kadar çok yurtseverler ki; yurdumuzun ne kadar kaynağı varsa birbirleri için özelleştirilebiliyorlar...

O kadar hukuka inanıyorlar ki; yolsuzluk, adaletsizlik, terör, istismar ve daha pek çok olumsuz konunun araştırılmasını kabul etmiyorlar...

Din, iman, vatan, millet ve daha ne kadar yakın kavram varsa arkasına sığınarak kendileri dışındakilere hain, terörist, alçak, çöp, tezek demekten çekinmiyorlar…

Bütün bunlara karşın “çalsa da bilmem ne yapsa da oy vereceğim” diyen bir seçmen potansiyeline de sahipler…

Onlarca kez kandırılsalar da hata yapsalar da ‘başarılılar’; geriye, “Helal olsun” demekten başka bir şey kalmıyor…

 

Şeker Bayramı

Çocukluğumuzda Şeker Bayramı gelince köyün bir başından başlar, annemizin yaptığı bez torbaları doldurmak için hemen her eve uğrardık. Büyüklerin ellerini öperdik, onlar da bize para, kesme küp şeker, bazıları da çikolata verirdi. Boyalı şeker ve küp şeker bulmak kolaydı da kâğıtlı şeker ve çikolata bulmak zordu. Bunlar Almancı evleri ve meraklıları dışında her evde bulunmazdı.

Çok şeker toplayanlar ile çikolatası olanlar gösteriş yaparak övünürdü.

Yılda bir kez Şeker Bayramı olsa da birkaç kez şeker yediğimiz de olurdu. Düğünlerde damat evinin kapısına gelen gelinin başına serpilen şeker, leblebi, kuru üzüm gibi yiyecekleri kapmak da ayrı bir konu idi. Han’a giden büyüklerimizin de çok sık olmasa da şeker getirdiği olurdu.

Kısacası Şeker Bayramı geleneği tatlı yeme şansımızı ortaya çıkaran bir gelenekti.  

 

 

 

Süleyman Özerol

 
Etiketler: süleyman özerol, arguvan, malatya, şeker bayramı,
Yorumlar
Haber Yazılımı