Yazı Detayı
25 Şubat 2021 - Perşembe 00:15
 
'Ben de sana sığınabilir miyim?'
SÜLEYMAN ÖZEROL
 
 

Adamın genç kadına uzattığı kâğıtta bir şiir yazılıydı.

 

İnce mi ince bir sızı var

Bakışlarının arkasında

İçimi acıtan bir sızı

Eritiyor beni gözlerinin karasında

 

Genç kadın şiirinin tamamını bu son dizeleri ile okuduktan sonra adama döndü.

“Şiirde kendimi buluyorum.  Sanki bütün cümleler bana yazılmış gibi. Neden böyle acaba?” diye sordu.

Adam, genç kadının gözlerine baktı. Ellerini tutarken, “Beklentin gözlerine yansımış da ondan” dedi.

Sıcağın etkisiyle üzerindeki havanın karıncalanır gibi dalgalandığı ovaya bakarken konuşmasını; “Sanatta, özellikle de edebiyatta herkes bir yerde kendini bulur. Ya düşündüğü, ya yaşadığı, ya da yazmak istediği karşısına çıkar. Duymak istediği güzel bir söz de olabilir. Kadın dediğin de duygusaldır. Adını söylemek bile gururunu okşar, hoşnutluk yaratır” diyerek sürdürdü.

Genç kadın, “Kadın, kristal gibidir, hemen kırılabilir de... Hangi kadın ‘ben güçlüyüm, kırılmam’ diyorsa inanma” diyerek araya girdi.

Adam onun yaşamındaki olumsuzlukların ve yalnızlığının verdiği etkiden dolayı hareketlerindeki hırçınlığını düşündü. O kadar ince duygulu olmasına karşın yaşama sert bakmak ve sert hareket etmek istediğini biliyordu. 

Nasıl mı?

Adamda güçlü bir telepati duygusu vardı. Yani önsezisi çok güçlüydü.

“Benim için, ‘sığınılacak liman’ demişti Çerkez kızı” dedi.

Elleri hala ellerindeydi. Kadına sevgiyle baktı. Kadın adamın sağ koltuğunun altına girdi, başını kulağı kalbine gelecek biçimde dayadı. Kalbinin sesini duymak istiyordu. Sonra, sonra iyice dinlenmek… Kollarına adamın boynuna doladı, başını kaldırdı.

“Ben de sana sığınabilir miyim?” dedi.

Gözleri o kadar sevecen bakıyordu ki; o sert görünümlü görünmek isteği ortadan kaybolmuştu. Uysal bakışlarıyla gözleri yarı kapalı bir durumda olarak adama iyice sokuldu.

Adam sağ elini kadının başının üstünde gezdirdi. Diğer eli ile atkuyruğu saçını aşağı doğru çekti. Genç kadının çenesi yukarı kalkınca dudaklarını araladı.

“Sığınıyorsun zaten, belki de ta baştan beri bunun farkındasın” dedi adam. Genç kadın adamın boyunda daha da sıkı sarıldı. Kollarını sıkarken gözlerini kapadı. Gözyaşı kirpiklerine kadar gelip dağıldı.

Adam, “Şiirlerini önce başka kime gönderdin?” diye sorunca gözlerini açıp heyecanla, “Hiç kimseye! Sen hariç!” dedi.

Başını yeniden adamın göğsüne dayadı, iç çekerek konuşmasını sürdürdü.

“Kadından iyi anlıyorsun. Ne güzel… Keşke her erkek biraz başarabilirse bunu” derken adamın gözlerine baktı. Etli kırmızı dudaklarını aralayarak bir davetiye gibi uzattı, adam eğildi dudaklarını kapatarak öptü.

“Demek ki sığınmışsın sen bunları söylediğine göre” dedi.

Birlikte uzanan ovaya doğru bir süre yürüdüler. Geri döndüklerinde hava kararmış, evlerde artık ışıklar parlıyordu. Adam, “Haydi, hoşça kal” dedi ellerini bırakırken. Şehre giden araca binerken de “Mutlaka geleceğim” diyerek el salladı. Araç hareket etti ve uzaklaşıp gözden kayboldu.

Genç kadın eve döndü, içeri girer girmez kendisini yatağın üzerine attı. Birkaç kez o yana bu yana döndü, sırt üstü uzanırken ellerini dudaklarına götürdü.

“Ne güzeldi kendisi, şiiri de. Sanki kendimi bulmuştum şiirlerinde. Kadın ruhundan da iyi anlıyordu. Keşke her erkek biraz bunu başarabilse ne iyi olurdu” diye düşündü.

Şiiri anımsayınca adamın verdiği kâğıdı çıkardı çantasından çıkardı ve okudu.

 

“Aşk fısıltısı duymak ister kulakların

Beklentinin yankılanması gözlerinde”

 

Bu dizeleri yeniden okudu ve düşündü…

Sahi aşk fısıltısı duyabilir miydi?

Neden olmasın?

Oldukça geçti ve önünde yılları vardı yaşayacağı.

Mutlu olmak onun da hakkıydı...

 

Ankara, 12 Şubat 2021 

 
Etiketler: süleyman özerol
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Nisan 2021
Yazmak Yaşamakla Eşdeğer
03 Nisan 2021
Hasan Takmaz; 'Bugünün gençleri bağlamaya ve türküye çok hevesli'
23 Mart 2021
Ömer Erdoğan ve Oğuz Tansel Üzerine Kısaca
09 Mart 2021
Filiz Vererek Çiçek Açmalısın
05 Şubat 2021
Bazen Yazmak Zor Oluyor
23 Ocak 2021
Anıları Olmayanlar Yaşayabilir mi?
14 Ocak 2021
İnsanın Her Zaman Yaşamında İlginç Şeyler Vardır
31 Aralık 2020
Üniversiteler, Katiller ve Öldükten Sonra
18 Aralık 2020
Yağmur Duası, Satılık Köy ve Züğürt Ağa
11 Aralık 2020
Kanal ve Harran
04 Aralık 2020
Dünya Engelliler Günü Üzerine
25 Kasım 2020
Rahime Kışlal’dan ‘Elbistan Halk Kültürü Derlemeleri’
15 Kasım 2020
Âşık Ekberi: 'Deli Gönül Hangi Dala Konarsın?'
05 Kasım 2020
'Ne kadar çok uyanık kalırsam o kadar çok yaşadığıma inanıyorum'
23 Ekim 2020
Dokuzuncu Köyden Onuncu Köye
17 Ekim 2020
Rüyada Rüya Gördüğünü Bilmek
26 Eylül 2020
Dört İşi Birden Yapma, Okuma ve Anlama
13 Eylül 2020
Arkadaşım, 'Ben en çok yaşlılığımı sevdim' demiş…
27 Ağustos 2020
Ev Yapısı, Kayalar ve Kayısı
25 Ağustos 2020
Dalında Hem Meyve Hem Çiçek…
11 Ağustos 2020
Etkinlikler yapılmayınca kaynaklar kurumuş gibi oluyor
29 Temmuz 2020
‘Doğu Anadolu'nun Doluları’, Ballıkaya ve Hekimhan’a Gidiş Geliş
15 Temmuz 2020
Bir Sigarayı Bırakma Öyküsü
03 Temmuz 2020
‘Kul Yanmasın, Sefil Selimi Yansın!’
25 Haziran 2020
Bayrağa El Basmak
18 Haziran 2020
Baş Yiyecek Kayısı
13 Haziran 2020
Kültürümüzü Kaydedenler O Kadar Çok ki…
08 Haziran 2020
M. Seyfi Oktay İle İlgili Kitap Çıktı
07 Haziran 2020
Özgür İradeden Yoksun Halka Ne Denir?
01 Haziran 2020
Üçüncü Teneffüs ve İnayet Koç’un ‘Ballıkaya Günlüğü’nden
25 Mayıs 2020
Tek Kişilik Konserim, 19 Mayıs ve Şeker Bayramı
13 Mayıs 2020
Kapının Dışı Gurbet...
28 Nisan 2020
Beş Nisandan Corona’ya
21 Nisan 2020
Zıt Kesimlerin Ortak Sevgi Sembolü, 'Mutluluğu Değnekte Bulan Adam' Aramızdan Ayrıldı
18 Nisan 2020
Günü Doldurmak ve Corona
17 Nisan 2020
17 Nisan ve Malatya
12 Nisan 2020
Yaşamöyküm
Haber Yazılımı