Yazı Detayı
25 Haziran 2020 - Perşembe 23:11
 
Bayrağa El Basmak
SÜLEYMAN ÖZEROL
 
 

Uzun zamandır bolca yabancı film izlerken, Korona virüs sürecinde iki ay öncesinde dizi filmler de izlemeye başladım. Özellikle Kore dizileri dikkatimi çekti…

Kore dizilerinden her birinde bir meslek, sektör ya da konu temel alınıyor, bunun çerçevesinde özellikle birlikte hareket etme, toplum yararını düşünme, kötülükten arınma, iyi insan olma, özverili olma, bağışlayıcı olma gibi insancıl motifler işleniyordu. Bazı diziler ise tarihsel konuları işliyordu.

Geçen hafta içinde izlediğim bir dizide XX. yüzyılın başlarında Japonya, Rusya ve Amerika üçgeni karşısında Kore halkının o zamanki bağımsız devlet olma uğraşı kurgulanmıştı.

‘Mr. Sunshine’ adlı dizideki konular 1900’lü yılların başında, Kore’nin Japon işgalinden (1910-1945) önceki dönemde geçmektedir.

Joseon, 1392-1897 yılları arasında var olmuş bir Kore krallığıdır. 1910'da Japon-Kore Antlaşması ile Japonya'ya katılmıştır.

ABD’nin 1871 tarihinde Joseon'daki seferi sırasında, Joseonlu bir çocuk bir Amerikan savaş gemisi tarafından kurtarılır ve Amerika'ya götürülür. Bir yetişkin olduğunda Joseon’da bir Amerikan elçiliği askeri olarak görevlendirilir. Burada bir aristokrat aileden gelen kadına âşık olur…

Ülkeleri için uğraş veren yurtsever örgüt (Erdemli Ordu) üyeleri, bu uğraşta birlik ve güçlerini pekiştirmek için bayraklarına el basıyorlardı.

Yurtseverlerin Hristiyan, Budist, Konfüçyüs, Şinto ya da diğer dinlerden olmaları değil, ülkenin simgesi olan bayrağı basmaları anlamlıydı. Dini ve ırkı ön plana çıkaranların Tevrat, İncil ya da Kur'an'a el basmalarına karşın bunların bayrağa el basmaları ülkelerini ön planda tutmalarının göstergesiydi.

Bir ülkede farklı dinlerden olan yurtseverler her biri kendi ırkına ya da dinle göre değil, ülkenin çıkarına göre hareket ediyorsa bu elbette ki önemlidir. Bayrak o ülkenin tüm halkını kapsayan bir simgedir.

Herkes kendi ulusu ya da dinine göre hareket ederse, birbirlerine düşman olmaları kaçınılmazdır. Dinsel kitaba el basarsanız diğer dinleri zaten düşmanlar edersiniz…

Demek ki din ve ırk birilerinin sürekli öne çıkarmaya çalıştığı gibi temel olgular değilmiş. Belirleyici olan insanın hangi dine ya da ulusal sahip olması değil, hangi toprak üzerinde yaşadığıdır…

Her ülkede çeşitli din ve ulustan insanların bir arada kardeşçe yaşaması, çağdaş insanlığın gereğidir. “En üstün ırk benim ırkım”, “en üstün din benim dinim” derseniz dünyada savaşın sürmesini, insan kanının akmasını, doğanın da yok olmasını istiyorsunuz demektir.

 

İnsan yakana avukat

Dinini bana dayatır

En üstün ırk benimki der

Dilini bana dayatır

 

Yurttaşlarına en güzel bir yaşam sağlayan, hak ve özgürlükleri veren, bilim kültür ve sanatı öne çıkaran, evrensel değer yargılarını, hak ve hukuku hâkim kılan; yani insanca yaşama sahip yurttaşları olan ülkeler dünyanın en önde ülkeleridir. Ülkelerin sınırlarının neredeyse ortadan kalktığı günümüzde, kim böyle ülkelerde barış ve mutluluk içinde yaşamak istemez ki...

 

Köpekler akraba olur tavşanlarla

Bakarsın yol olmuş devenin kamburu

Tüm insanlar, halka olmuşlar bir yerde

Savaş ve kin uzaklaşır, uzaklaşır, uzaklaşır...

 
 
Etiketler: Bayrağa, El, Basmak,
Yorumlar
Haber Yazılımı