Haber Detayı
21 Mart 2019 - Perşembe 21:05
 
En iyi 10 kara film
Kahramanlarının 'suç' temasıyla haşır neşir olduğu, perdede karanlık evrenler yaratan kara-film, özellikle polisiye ve gangster filmi gibi türlerle birlikte sıklıkla anılsa da onlardan farklı bileşenleri ve kendine has kodları olan ‘özel’ bir alandır.
KÜLTÜR Haberi
En iyi 10 kara film

Kahramanlarının 'suç' temasıyla haşır neşir olduğu, perdede karanlık evrenler yaratan kara-film, özellikle polisiye ve gangster filmi gibi türlerle birlikte sıklıkla anılsa da onlardan farklı bileşenleri ve kendine has kodları olan ‘özel’ bir alandır. Nitekim suç dünyasının içinde konumlanan dedektif portrelerinden, şehir veya kasaba atmosferi içinde karamsar ve tekinsiz olaylara karışan sıradan ‘bireylerin’ hikayeleriyle de tanıştırmıştır. 

 


Estetiksel atmosfer açısından Alman dışavurumculuğundan da etkilenen kara-filmin ilk örneklerinden biri Fritz Lang imzalı “M” (1931)'dir. Amerikan sinemasına John Huston'ın "The Maltese Falcon"ı ile dahil olan kara-filmin klasik örneklerinin sonuncusu ise Orson Welles’ın “Touch of Evil”ı olarak bilinir. Daha sonra kara-filmin başka türlerle kaynaşarak modern sinemada farklı alt türlere alan açtığını görüyoruz. Aşağıdaki liste ise 1960 öncesinin kara-filmleri baz alınarak hazırlanmıştır.

Double Indemnity (1944) ile ilgili görsel sonucu


1. Double Indemnity (1944)

Billy Wilder’ın 7 dalda Oscar'a aday gösterilen şaheseri, kara-filmin en tipik özelliklerine sahip. Fred MacMurray'ın hayat verdiği Walter, Barbara Stanwyck’in tekinsiz ‘femme fatale’ı tarafından akıl almaz bir ‘cinayet planı’na dahil ediliyor. Wilder'ın "Double Indemnity"de hikaye anlatımı konusunda ders niteliğinde bir iş çıkardığını belirtelim.
 


2. The Maltese Falcon (1941)

John Huston’ın Amerikan kara-filminin fitilini ateşleyen filmi, gizemli “malta şahini” objesinin fon işlevi gördüğü bir entrika kuruyor. Özel dedektif Sam Spade rolünde harikalar yaratan ‘gizemlerin adamı’ Humprey Bogart ise melon şapkası ve elinden hiç düşmeyen sigarasıyla karizmatik bir ikonik figüre dönüşüyor.
 


3. M (1931)

Bir şehre korku salan ürkütücü katilin hikayesini, şehir halkının onu avlamaya çalışması ile çapraz olarak anlatıyor Fritz Lang’ın filmi. Işık-gölge oyunları ve sanki Alman dışavurumcu tablolarının peliküle doku aktarımı yaptığı sinematografi çalışması hafızaya kazınıyor.
 


4. The Lady from Shanghai (1947)

“Citizen Kane”nin öncü yönetmeni Orson Welles’ın “The Lady from Shanghai”sinin öyküsü, yine Welles’ın canlandırdığı denizci Michael'ın esrarlı bir kadına abayı yakmasıyla başlıyor. Hikayenin ‘düğüm’ kısmıyla ‘çözüm’ kısmı arasındaki zaman dilimi türün meraklısı sinefilleri zevkten dört köşe edecek anlarla donatılıyor. Malum ‘ayna’ sahnesi dediğimizde herkes hatırlayacaktır.



5. Mildred Pierce (1945)

Michael Curtiz'in bu melodram soslu kara-filmi, James M. Cain'in eserinden uyarlama. Joan Crawford'un muhteşem bir performansla hayat verdiği Mildred Pierce, kara-filmin unutulmaz kadın karakterlerinden biridir aynı zamanda. 
 


6. The Night of the Hunter (1955)

Charles Laughton'ın tek uzun metrajı olan "The Night of the Hunter", kara filmi 'taşra atmosferi'ne taşıyan filmlerden. "The Night of the Hunter", inanç, çocuksu masumiyet ve kötülüğün sınırları ile ilgili. Robert Mitchum'un ölümsüz performansıyla devleşen Harry Powell karakteri filmde şeytani bir simge yaratıyor. 
 

7. Les Diaboliques (1955)

Listedeki tek Fransız kara-filmi, "The Wages of Fear"ın yönetmeni Henri-Georges Clouzot imzalı. Bir yatılı okulu mekan belleyen film, 'cinayet, kumpas ve sürpriz son' üçgeni oluşturur. Atmosferi tekinsiz, hikaye ise kafa karıştırıcı. Özellikle final şaşırtacak. Filmin bir de Amerikan yeniden çevrimi mevcut.
 

 


8. Kiss Me Deadly (1955)

Mickey Spillane'nin roman kahramanı dedektif Mike Hammer'ın bir gece yarısı arabasına Christina'yı alması ile olaylar gelişir! Klas bir dedektiflik öyküsü olan Robert Aldrich'in başyapıtı, seyircinin aklını kurcalamak adına içinde nükleer silah barındıran gizemli bir kutuyu 'yan karakterler'den biri haline getirir.
 

 


9. Detour (1945)

Yollarda geçen kara-film örneklerinden biri. Tom Neal'ın oynadığı müzisyen karakterinin bir adamın arabasına bindikten sonra hallaç pamuğuna dönen olaylar zincirini 67 dakika gibi bir süreye sığdıran "Detour", 'yanlış zamanda yanlış yerde olma talihsizliği' üzerine.
 

 


10. The House on Telegraph Hill (1951)

Avrupa'dan Amerika'ya kaçan savaş mağduru Victoria'nın kimlik değiştirme öyküsü. Elbette sığındığı yeni ev ve yeni hayat onu savaş ortamını aratmayacak hadiselerin içine sürükler. Robert Wise'ın filmi, eski ve ürkütücü bir evden, uçurum kenarlarından ve 'gölgeler'den yararlanıp gotik bir stil yaratıyor.

 

 

Kaynak: blogspot

Kaynak: Editör:
Etiketler: polisiye, suç, perde, film, şehir, kasaba
Yorumlar
Haber Yazılımı